
Puslu bir yolun tam ortasındaydı.Bir eline sigarasını tutuşturmuştu.Diğer elini de soğuktan cebine sıkıştırmıştı.Gözleri birini bekler gibiydi.Kasılmıştı yüzü, rüzgar her geçtiğinde derin bir nefes daha vuruyordu, sigarasına.Sanki bir vakti tamamlamak istiyordu.Bekliyordu, telaşsız ama bir o kadar da huzursuz.Arada yanına birkaç kişi uğramıştı.Kimiyle uzun kimiyle kısa konuştu ama her gelen bir birkaç soluk sigaradan daha fazla kalamıyordu yanında.O da her gidenin ardında hoşça kal diyordu.Çok belliydi hoş kalmalarını istediği.
Kısa geliş-gidişler alıyordu öteliyordu telaşını fakat halen bekliyordu.Bir eli cebinde bir eli sigarasında.
Yolun en sonuna bakıyordu.Bir göz kırpması dahi zaman kaybı gibi görünüyordu, ona.Devam etti beklemeye, betonu buz eden havada.Uzaktan bir karartı belirdi.Çok belli etmemeye çalışıyordu ama beklediğiydi gelen.Gözlerinde yıldızlar parlamaya başladı.En dokunaklı şarkının en sevilen nakaratı gibi tekrar ediyordu emanet edindiği kalp atışları.Ufaktan kızarmıştı da yanakları bütün puslu havaya inat.Bir kaç adım ilerledi göremiyordu halen gelenin yüzünü ama çok umutluydu.Apaçık ortadaydı.
Her adımında bin dolu umut beslerken bir taraftan da korkuyordu.Diğer gelip- gidenlere benzeyeceğinden.Ama engelleyemiyordu adımlamasını aralarındaki mesafeyi.O yaklaştıkça artan kalp atışlarıyla gördü o yüzü.Gözleri mayısın tam ortasında açan leylaklar kadar yürek okşayıcıydı.Elleri martıların ince boynu kadar narin saçları siyahında kötülükleri öldüren bir pelerin gibiydi.Bütün pusun ortasına güneş doğmuştu.Baktılar birbirlerine,hiç bitmeyen bir gaz lambası gibi titriyorlardı.Üşümek değildi dertleri, yakıyordu bir şey iki bedeni.
Cebine tıkıştırdığı elini çıkardı ,sigarasını ayak ucuna bıraktı.Gözlerini hiç ayırmadan gelenden, ilerliyordu, ufak ama seri adımlarla.Neredeyse yüz yüzelerdi.Yaşından fazla sertleşmiş, her çiziğine bir yaş sığdırmış, iki yüz artık karşı karşıyalardı.Nefesleri birbirlerinin bedenlerini ısıtıyordu.Hiç ayırmıyorlardı gözlerini birbirlerinin gözlerindeki kendilerinden.Onlar göz göze gönül gönülleyken dağılıyordu bütün puslu hava, gök yüzünde martılar ekmek davası görüyor.Toprak gökle, barışıyordu.Filiz filiz, umut umut leylaklar yeşeriyordu dört bir yanından toprağın.Newroz sevincinde, Kawa’nın* özgürlük ateşine söylenen türküler işitiliyordu her bir yandan.Tam o anda halen donmuşken bakışları aynı anda söylediler o en kutsal yemini ‘’ seni seviyorum’’.
ŞERWAN
27.12.2009
05:54
Mecidiyeköy-İstanbul
· Kawa; baharın ilk gününde beye isyan ederek halkının hakkını savunan bir efsane kahramanıdır.
1 yorum:
Hmmm İtiraf ediyorum etkileyici..
Yorum Gönder